Istanbul Türkçesi
Hollandacayı seviyorum. Rüyalarım Hollandaca. Sevgimin dili de Hollandaca. Ama Türkçe bilmeseydim ona büyük özlem duyardım. Türkçeyi öğrenmem için ilgi göstermemiş olsalardı anne babamı galiba çok suçlardım. Türkçe konuşamıyor olsaydım, evlatlık edinilmiş bir çocuğun öz anne babasını aramaya kalkışması gibi, ben de kendi kimliğimi aramaya çıkardım. Şimdi Çine göç edip orada çocuğumu büyütecek olsam, ona Hollandacamı da öğretmek için elimden gelen her şeyi yapardım. Çocuklarımın hiç Türkçe anlamaması ya da konuşamamasını düşünemem bile. Çocuklarıma Türkçe öğretmek için her zaman zamanım ya da sabrım olmuyor. Ben daha çok Türkçenin çocuklarıma eğitimlerinin bir parçası olarak sunulmasını isterdim; eğitimli kişiler tarafından tabii. Biraz Türkçe öğrensinler diye özel derslere ya da camiye göndermek istemiyorum! Nasil Hollanda’da ABN (Algemeen Beschaafd Nederlands) ögrenmelerini tercih ediyorsam, Türkçeyi de en guzel sekliyle, yani Istanbul Turkcesi olarak ogrenmelerini istiyorum.
Bu arada Ana Dili Eğitiminin (OALT) kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin tartışma otuz yılı aşkın bir süre devam etmekte. Buna ilişkin öne sürülen bütün gerekçelerden haberim var. Şimdi ise, nihayet Hollanda’da eğitimini tamamlamış ana dili eğitimi öğretmenleri olduğu ve okul araç ve gereçlerinin Hollanda’da geliştirilmiş ve Hollanda eğitim kurumlarına uyarlanmış olduğu bir anda ana dili eğitimi derslerinin kaldırılması isteniyor. Oysa ki ana dili eğitiminin Hollandaca açısından zararlı olmadığı bir gerçektir.
Daha birkaç aydır Hollanda’da bulunan 7 yaşında bir kız çocuğu olarak ilkokulda çarşamba günü öğle sonraları ve cumartesileri birkaç saat Türkçe dersi alırdım. Öğretmenimiz bayandı. O da benim gibi Türkiye’den yeni gelmişti ve çok ‘Istanbul Türkcesi’ konuşuyordu.
Diğer taraftan Hollandacayı çok çabuk öğreniyorduk. Çünkü etrafımız hep Hollandalılarla çevriliydi! Komşular, okuldakiler, sokaktakiler, televizyondaki çocuk dizileri, her şey Hollanda’ya aitti.
Ana dili öğretmenleri aynı zamanda başka bir toplumsal görev üstlenmekteler: kızlarini okul gezisine göndermeleri, yüzme derslerine katılmalarına izin vermeleri ve okutmaları için anne babaları ikna ediyorlar. Ana dili eğitimine karşı olanlar söz konusu yabancı kökenli çocukların kendi ana dillerini öğrenmeleri durumunda Hollandacalarında geri kalacaklarını öne sürüyorlar! Saçma! Entegrasyon için en büyük engel ana dili değil, toplumsal ayırım ve bölünmedir.